29 Temmuz 2009 Çarşamba

yolda yuruken bir anda dilime dolanan sarki
her adim atisimda
buyudu kafamda.
bir anda farkettim ki
kalbim birazcik fazla yogun hislerle sevismekte..
sarki bitti.
eve geldim.
resimlere baktim.
uyumak icin yataga girdim
ve vazgectim;
biraz daha seni dusunmek icin.
oysa ben bir wafflemaker'im.
ve martilar uyanmadan uyanicaktim.
ki insanlar ac kalmasin.
stop.

28 Temmuz 2009 Salı

susmak istediğinde konuşmak isterler ya;
beni öldürün o anda.

23 Temmuz 2009 Perşembe

dün gece senden,
geçmişten söz ettik.
kalplerimize dokunup geçtin..

sirkülasyonik bir iç döküntüsü

(biraz sonra okuyacağınız alelade mısraların gerçek hayatta hiçbir karakterle ilgisi yoktur.bir hayal ürünüdür vs.sadece empati kurulmuştur.)
mesela ben sevgilimle hiç film izlemedim.
sinemanın kapısından dönerdik.
zaten deli dana gibi gezmek daha çok hoşumuza giderdi.
pek vaktimiz olmazdı.
ben hemen yorulurdum.
o hep benim nazımı çekerdi.
herneyse.
vapurda titanik yapardık film izlemek yerine.
hep acele ederdik.
zamanımız hep azdı.
kapalı kutuydu biraz.
sevmeyi kibarlık sanırdı.
tüm sırları etrafa saçılır sanar da pek söylemezdi sevdiğini.
beni sevmediğini de hiç söylemedi.
kendine güveni tamdı.
allah için;çok afili adamdı.
yanında garip hissederdim.
midemde kelebekler uçardı.
çok bilirdi.
harbiden çok bilirdi.
başkaları varken beni sevmeye çekinirdi.
nedenini hiç bilmedim.
ortalığa lanse etmek istemediği şey neydi?
kendimi kötü hissettirirdi bu gibi hareketler.
beni öpmesini isterdim hep.
utanırdım da.
saçlarına bayılırdım.
ellerini pek severdim.
erik yemişti bir kez ve agzında erik varken onu öpmüştüm.
ki erik hiç sevmem.
erik tadı ağzımdaydı.
o bile mutlu etmişti beni.
mesela etrafında çok kız vardı.
herkes arkadaşıydı.
ama çoğu onu arkadaşça sevmezdi.
bu hoşuma gitmezdi.
beni aldatmadığına inanırım hala.
haftada bir gün
beni sevdiğini anlardım.
ayda bir kez beni çok severdi.
gülerek uyurdum.
hatta hayat fonksiyonlarım durma riski taşırdı.
hep çok konuşurduk.
saçmalamayı severdim onunla.
sonra benden uzaklaştı.
can ciğer kuzu sarmasıydı.
tarçın gibiydi.
hem acı hem tatlıydı.
çok can yaktı.
yandı bitti kül oldu.
gemiler gibi geçti gitti.
bırakmaz bilader derdim.
ki dememe kalmadı.
bıraktı.
hıyar.
bir daha da sevmem arkadaş.
stop.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

çekmecemde feci saf hisler saklıyorum.
bulunur diye korkup
battaniyemle sıkıca sarmaladım ağzını yüzünü.
zamanı gelsin de hele bir
giyerim üstüme.
tıka basa dolu olsa da ruhum
öğütüyorum ki geçmiş hislerimi
yer kalsın kırk yılda bir uğrayıp
şu kalbime dokunan
güzel adama.

bosver

adimi andiginda heyecanlanir miydin sen de benim gibi.
ve simdi sularin uzerinden atlayamiyorum bile.
yine mi bilmiyordun.
ben de durum bildigin gibi
senden ne haber?

21 Temmuz 2009 Salı

seninle daha cok konusuruz.
oyle birbirimizden uzak
oyle kendi kendimize..

yazgılarımız bir günlüğüne güncelleşse miydi
acaba?

acele etmek bazen iyidir

neredeyiz..
zamanı salmış olmalıydık.
ya bir mola yerinde hayatın
yahutherhangi bir şehrinde sevdanın
uyuşuk davrandık..
hadi çabuk..zaten geç kaldık..
çoktan sevmiş olmalıydık birbirimizi..

sabah

yüzümü korkarak yıkarım bazen sabahları.
sonra gözümü kaparım ve elime alırım o cok da beyaz olmayan havluyu.
uzun koridorda yürürüm.mutfaga giderim.
karanlıktır orası da.
camdan bakarım ama duvar vardır karşımda..
kendimi cereyana bırakırım..ama aklıma annem gelir kapatırım camı.
yani zaman geçirmenin afililiği eskimiş bende.
sabah,banyo,kahvaltı,akşam,sen,uyku ve sen..
işte mütevazı bi günün başlangıcı
bende böyle..

kahve falı

henüz öğütülmüş bir kahveyi
fincanın kenarına bırakılmış çikolatayla içmek gibi
seviyorum seni
Ve seni içtiğimde geceyi başımdan savıyorum
Uykularımı gönderiyorum.
Kahve bittiğinde fincanı kapatıyorum sonra.
Neyse halim çıksın falım...
Bir de dilek geçiriyorum içimdenİçinde sen...
Hayat başlıyor kahve falı bakmaya bana
Hepsi sana gelen yollar...
Senden gelen sevda yanık sevda kokulu haberler falımda...
O da ne?
Sırtını dönmüşsün sanki
Kırgın mısın sevgilim bana?

pahalılaşanlar

cesaret değildi bu aşk..
pahalı bir aptallıktı..

uyanalı çok olmadı ama bir de baktım
ayrılık kol geziyor kasvetli sarı sokaklarda.
kaldırımda oturup çekirdek yiyorum sokaklar tenhalaşsın diye.
gün geçtikçe avunuyorum elbette..
göz suyu döküyorum kadınlığıma..
kadınlığımı harflere soyuyorum..
öptüğün yerlerimi
öptüğün yerlerde bıraktım..
ne farkettim biliyor musun?
seni unutmaya gücüm yetmemişti..

ve cesaret değildi bu aşk.
pahalı bir aptallıktı..

gök

hava bulutlu olduğunda sevmiyorum göğe bakmayı.
bulutlar beni sevmiyor bazen.
bulutların saklandığı yeri seviyorum sanırım.
geçmiyor.
uyursan geçer dediler.
sonsuza dek uyumalı mıyım?